SELAMLARRRRRRRRRR
beni özlediniz mi anacım.
Yine uzun bir aradan sonra sizlerle birlikteyim.
Sormayın geçen hafta yani 23 Nisan'da başıma gelmeyen kalmadı. Moralim çok bozuk. Böyle moralsiz olunca da yazı yazmak hiç içimden gelmedi. Oysa o kadar da heyecanlanmıştım 23 Nisan için. Beyza Hanım'ın çok tatlı cici kıyafetlerini görünce bayılmıştım. Kırmızı güzel bir etek üzerine beyaz fırfırlı afilli bir gömlekti çok hoştu.Öğretmenimiz kızların saçlarının topuz yaptırılmasını istemişti. Her ne kadar kız çocuklarının yaşlarından büyük giyinmeleri ve süslenmeleri hoşuma gitemese de o gün özel nihayetinde 23 NİSAN'dı çocuk bayramıydı. Ben de küçükken 23 Nisan'ları ayrı bir sevinirdim, bayram coşkusu yaşardım, hele bir de gösteriye filan katılacaksam heyecandan günler geçmek bilmezdi bu arada bir anımı anlatmadan geçemeyeceğim.

İlkokul l. sınıfta papatyalar rontunda oynayacaktım. Günler öncesinden hazırlanmıştık. Provalar, kıyafetler, ayakkabılar filan ben heyecandan ölüyorum. Beyaz bol fırfırlı bir elbise sarı satenden geniş bir kemer arkada kurdela şeklinde bağlanıyor.Beyaz ayakkabı, başımda beyz kartondan papatya şeklinde bir başlık kurdela ile çene altından bağlanıyor, yine elimizde aynı papatyalardan tutuyoruz. Görüntü ve oyun harika. Tam da 23 Nisan'dan bir kaç gün önce ateşlendim (Küçükken boğaz ağrım ve ateşlenmem pek meşhurdu, o zamanlar penisilin iğnesi de pek revaçtaydi yanii, bir hasta olmada 20 penisilin verirdi doktorlar, kalbura çevirirlerdi beni) yatıyorum, ateşten sürekli uykum geliyor kadar çok uyudum ki - annem de sürekli (Rahmetli) ne kadar çok uyursam o kadar çabuk iyileşirim diye söyleyip beni uyumam konusunda ikna ediyordu. Neyse çok uyumaktan geceyi gündüze karıştırdım. Bu arada uyuyup da 23 Nisan'ı kaçırmaktan da çok korkuyorum ikide bira anneme 23 Nisan oldu mu?, bu gün mü, yarın oldu mu? sorup duruyorum. Yine derin bir uykudan uyanıp anneme beni niye kaldırmadın? yoksa 23 Nisan geçti mi? diye bağırıp telaşla ağlamaya başladım. Annem de bana muziplik olsun diye demez mi -o kadar derin uyudun ki seni uyandıramadık 23 Nisan bitti demez mi evet gerçekten de hava kararmış akşam olmuştu, eyvaaaaaaaaaaaaaaaaaaaah o kadar hazırlık, heyecan boşa gitti diye avaz avaz ağlamaya başladım. Annem gülerek -şaka yaptım 23 Nisan yarın olacak bu gece de uyuyacaksın sabah olunca 23 Nisan diye beni ikna etmeye çalışsa da zor ikna oldum sabaha kadar uyuyamadım belki uyanamam diye...... (Canım anneme Allah'tan binlerce kez rahmet diliyorum)

Gelelim bizim 23 Nisan'a .......
Hayatımda bu kadar kötü geçen 23 Nisan daha görmedim. Allahım neydi o gün öyle........Bir gün önce kuaföre gidip randevu aldım .07.00'de orada olmamız gerek
Sabah 06.30'da kalkıp, Beyza ve Gülsüm'ü de uyandırıp, Büşra'yı da yanımıza alıp, arabanın anahtarlarını da alıp koştum aşağıya, amacım geç olmadan kuaförde işimizi bitirmek, bu arada da içimde bir gariplik, bir acaiplik var kalbim pır pır ediyor. Daha önce de yanlız arabayla çıkmıştım ama bu sefer içim bir değişikti.Bastık gaza istikamet Hilal Konutları içindeki kuaför niyahetinde iki durak. Hilal Konutları yokuşuna saptım, oldukça dik bir yokuş.Yokuşun bitimine az bir mesafe kala arabanın devri düştü hızla yavaşladı, bir-iki tekleyip durdu, arkada oturan Büşra -Benzin bitti Zeynep abla dedi. Araba kaymaya başladı hemen elfrenine asıldım arabayı durdurdum. Araba gazlıydı ve gazı full anlamadım ne olduğunu, herhalde benim hatamdı yokuşta yeterli gaz veremedim dedim arabayı aşağı kadar indirip düzde tekrar çalıştırırım dedim demez olaydım.Arabayı geri vitese takıp arabayı kaydırdım geriye tabii bu arada kızlar çığlık çığlıga, bağırışıyorlar, ben de korktum dizlerim titremeye başladı bu arada, arabayı tekrar çalıştırdım araba bir türlü ilerlemiyor, ite kaka zorla biraz daha yokuşa tırmandım, ne zorum varsa bırak kalsın veli'yi çağır nediye zorluyorsun şeytan işte, illaki çıkılacak o yokuş, hiç arabaya kusur bulunmuyor, ben yapamıyorumdur diye düşünüyorum.Araba yokuşta çok biçimsiz kaldı benim elim ayağım tutmuyor, çocukları indirdim, Neyse yanıma bir hacı amca geldi - kızım arabayı düzelt gelen geçen çarpar diye beni uyardı- amca ben çok kötü oldum siz düzeltirmisiniz dedim, adam biraz uğraştı arabayı düzeltti. Ama arabadan siyah dumanlar yükseliyor bu arada.Kaputu kaldırdılar, meraklılar başımıza yığıldı. Neyse canım haklarını yemeyim, -birşey olmaz yenge diye de teselli verdiler yani, hemen veliyi aradım, cebini bir türlü açmıyor, ev numarası arayak yüreğini bir hoplattım, neyse kaza bela yok, araba çalışmıyor diye onu rahatlattıktan sonra beklemeye başladım bana bir asır gibi geldi o dakikalar, hala arabadan siyah dumanlar çıkıyor, ağladım ağlayacağım, görenler bakıp hayırdır abla birşeymi var diye soramadan geçemiyor, içlerinden ---- kadın şoför işte ne olacak diye söylenmişlerdir eminim.Bu arada akıllının biri de yanıma gelmiş, abla anahtarı verde hararetine bakıyım diye ısrar edip duruyor, aklım başımda değil ama yine de anahtarı adama vermedim ne olur ne olmaz diye de düşünebiliyorum yanii.
Kızları kuaföre yolladım. İşimiz fazla uzamasın dedim. Gülsüm yanımda benimle birlikte . Veli gelince dünyalar benim oldu, heyecanlı bir şekilde olanları anlattım, direksiyona geçip arabayı çalıştırdı.Araba çalışmaz mı, düzeltti arabayı aşağı indirdi, bana sen kuaföre kızların yanına git, Atilla abimle biz hallederiz dedi. Allahım çocuklar gibi sevindim diyebilirim. Allah razı olsun hiçbir kötü bir kelime yada imada bulunmadı, bu beni oldukça rahatlatsa da araba için o kadar üzüldüm ki anlatamam, hani küçük çocuklar bir kusur işlerde annesinin yada babasının duymasından korkarlarda içinde bir korku olur ya, işte öyle suç işlemiş çocuklar gibi kuaföre koştum.

0 yorum: