25/09/2009 Gülsüm'ün okula başladığı gün öğretmeni uzuuunn bir ihtiyaç listesi vermişti, içinde akla gelebilecek tüm kırtasiye malzemeleri olan bir listeydi bu, tabiiki oyun hamurları da vardı bu listede, 2. gün oyun hamurlarıyla gittik okula,
GÜLSÜM hanım Büşra ablasından öğrenmiş bu gül yapımını, hemen kolları sıvayıp döktürmüş maharetini, görünce ben bile şaşırdım doğrusu, hemen öğretmeninin gözüne gözüne soktu tabii, --öğretmenim bakın bu gülü ben yaptım diye, yırttı kendini, öğretmenin de başı kalabalıktı tabii, onu duyup görene kadar, hatta övgüleri alana kadar ayrılmadı başından, nihayet öğretmen fark edince bu güzelliği
Beslenme saatimiz... büyük bir özenle çıkarıyor malzemelerini, peçetesini şöyle bir silkeleyip, örtünün özerine yerleştiriyor yiyecekleri, pek bir hanımefendi pozlarında, sanırsın bir davette yemek yiyor hanım, alelacele yemeğini bitirip, yine aynı özenle peçetesini silkeleyip katlayıp, malzemeleri sırayla yerleştiriyor çantasına... maşallah böyle giderse çok sıkıntı yaşamayacağım, Gülsüm okul işini bayağı bir ciddiye aldı, yatış saatini, çantasını malzemelerini çok benimsedi şimdilik. Sıkılmaz böyle giderse çok iyiyiz, nazar değmesin.
Dün babası götürdü okula, işyerinden telefonla görüştüm,
-anne öğretmenim ödev verdi, akşam evde hiç iş yapmayacaksın tamam mı, benimle ilgileneceksin diye, ültimatomunu yayınladı, artık yandım dedim ben, göz açtırmayacak bana cadı, yine de heyecanlıydım.Bakalım neler yaşayacaktık...
Derse başlamadan önce beni epey zorladı, tutturdu üzüm yiyicem diye, koca bir tabak üzüm yedi, televizyonun yanında ders yapacağım diye tutturdu, hatta küçük masasını taşımış tv'nin karşısına ohhh keyif yapacak hanım, hemen aldım mutfağa ben bir yandan işimi yaparken oturdum yanına.
Veeee... evde ilk anlamda ciddi dersimizi yaptık, dersimiz çizgi çalışması kavisli çizgiler,
Bir sayfa fotokopinin üzerindeki çizgilerin üzerinden geçerek yaptık, pek özenliydi doğrusu, en ufak bir taşırma olduğunda hemen silip düzeltmek istedi, bir yandan da çenesi hiç durmadı tabiiki, arada bir süt istedi, bir yudum alıp bir yazı yazacakmış, ooohooo böyle bitmez kızım dedim, bari bir satır yazı bir yudum süt dedim, bir süre sonra sütü unuttu, arada bir karnı ağrıdı tuvalet ziyareti, kalem açma, kalemleri yere düşürme filan derken iyice adapte olmaya başladı derse,
-Öğretmenim, en güzel sen yazmışsın demeli bana, yıldız atmalı anne, çok güzel olmalı dedi durdu, hayırdır dedim bu hırs nedendir diye,
Tabi çene açıldıkça döküldü, okulda yaptıklarını en ince ayrıntısına kadar anlattı, Beyza'nın tam aksine (o hiç birşey anlatmaz asla, zorla ağzında iki kelime çıkar, Gülsüm anlattıkça yüreğimin yağları eridi, içim rahatladı)
Bizim okulun müdür yardımcısı (eşimin arkadaşı)'nın oğlu Emre Şamil bizim sınıfta, bu bayram ailesiyle bize bayramlaşmaya geldiler, tabi çocukta aileler tanışınca bir rahatlama oldu herhalde sürekli Gülsüm'e sataşıp duruyormuş, bu tabi bizimkinin anlatımı birde çocuğu dinlemeli bizimki de az yapışık değildir hani.
Bu sataşmalar yüzünde öğretmenin okulda yaptırdığı çizgi çalışmalarını tamamlayamamış, öğretmen güzel yapanların kitaplarına yıldız atmış, çizgilerini tamamlamayanlara işaret koymamış, evde yapın gelin demiş, şimdi sınıftaki bazı arkadaşlarının yıldız alıp bizimkisi alamayınca bayağı bir hırslanmış anlaşılan, ödevini itinayla tamamlayıp, okulda eksik yaptığı sayfayı da bir güzel silip baştan sona tekrar yaptı...
Kitaplarını da dağıtmış öğretmeni, başladık şeffaf kaplıkla kaplamaya, bu işe de balıklama daldı tabii, tek başına kaplayacakmış, verdim kaplığı eline, evirdi çevirdi, buruş buruş yaptı kaplığı,
-offf olmuyor anne, deyip bana verdi kitabı kaplığı...
Sonrada hadi yatma saatimiz geldi deyince, itiraz etmeden yattılar tabi bende yanlarında yatma şartıyla, her ihtimale karşı bende uyuyakalırım diye, telefonu 05.30'a kurdum bari erken kalkıp beslenmelerini filan hazırlarım dedim, iyikide kurmuşum saati, bende uyumuşum bir güzel...
İşte böyle şimdilik bu kadarCIK, okul maceralarımız son hızla devam edecektir, bizim GÜLSÜM'de malzeme çok olacaktır yaz yaz bitmez artık...






Parkı gezmekten ayaklarımıza kara sular indi.
Gördüğümüz tüm hayvanların resmini çektik, daha korkunç hayvanlarda vardı tabi, timsahlar, yılanlar, aslanlar vb... onların görüntüleri de hala makinede duruyor.
Bu arada KOÇTAŞ'tan da boyalarımızı aldık ve evimizi boyattık temizledik. Heryer misgibi oldu.
Hoplamaktan görümüyor, acaba Gülsüm nerede.

Veee çocukları uyutup babanne ve dedeye teslim ettikten sonra eşimle başbaşa gezmelerimiz oldu. Elele çarşıları, sahili ve Altınoluk köyünü gezdik, günün yorgunluğunu attık.
Nihayet sonnn.







