15/04/2008
Merhaba....
3 gün aradan sonra yine sizlerleyim. Koşturmacayla geçen hafta sonundan sonra dün de blogumu açamadım. Önce hafta sonunu anlatayım, oldukça yoğundum. Cumartesi sabah 08.00'de kalkıp Beyza Hanımı kursa bıraktıktan sonra jet hızıya işlere giriştim. Çünkü misafirlerim gelecekti. Öyle bir hızla iş yaptım ki saat 12'de tüm işlerimi bitirip, yemek organizasyonumu da büyük ölçüde tamamlayıp misafirlerimi karşıladım. Misafirlerimi ağırlayıp gönderdikten sonra kızlarla bahçede gezinip dondurma yedik. Aynı sitede oturduğumuz eşimin abisi sevgili yengem (Eltim)'e uğradım. Çay, muhabbet derken akşam oldu, geç saatte araba kullanmak üzere anlaşıp eve dönüyorduk ki abimin (bu benim ağabeyim oluyor kendileri de bizim sitede oturuyor yani koloni halinde yaşıyoruz) ışıkları yanıyordu, (hanımı 8 aydır Düzce'de hocalık yapıyor, abimde genelde hafta sonları onların yanına gidiyordu) şaşırdım, belki hırsız girmiştir diye koştuk kapıya zili çalıyoruz, kapı açılmıyor oldukça tedirginiz kapıda, sanki hırsız olsa açacak kapıyı balkondan atlar kaçar, çünkü giriş katta oturuyorlar (ALLAH korusun ) neyse ki abim uykulu bir şekilde kapıyı açtı çok şükür. Yemeğe davet ettim . Abimle oturup hep beraber yemek yedik, sohbet ettik, Veli Bey işten teşrif etti, benim gözüm saatte, araba kullanacağım ya, heyecanlıyım yengem de bu arada aradı çıkmıyormuyuz diye ama abimi de bırakıp nasıl gideyim....ve beklenen telefon gelip de arkadaşı abimi çağırınca ben de arabanın anahtarlarını alıp kendimi dışarı attım.Henüz arabayı park yerinden kendi başıma çıkaramıyorum.( ehliyet maceram neredeyse l yılı bulacak hala tek başıma bir yere gidemedim, bu arada her defasında eşim araba kullanmama takoz olup duruyor ya hırslıyım yani ) elimde anahtar, bir anahtara bir arabaya bakıyorum çevrede fazla araba da yok, ben bu arabayı buradan çıkarırım dedim, geçtim direksiyona bir geri bir ileri parktan çıkmayı başardım, doğru yengemi almaya ön tarafa geçtim, baktım geliyorlar onlar da şaşırdılar, bana da epey moral oldu, bastık gaza, biraz bizim oralarda gezindik, Atilla abim şurdan burdan derken beni TEM'e sokmuş, ama şansımı yolda bir lamba yanmıyor, Karayolları tasarruf yapıyor galiba, bastık TEM'den 4. viteste gidiyorum, TEM'den E-5'e geçiş yaptık benzin istasyonuna bile girdik çıktık, gece gece, Pendik Köprüsünden eve döndük, dönüşte dua ediyorum kırmızı ışığa yakalanmayım diye gele gele en berbat ışıklarda takıldım. Tam rampa üstü kırmızı ışık yanıyor, arkamdaki de arabasını yapıştırdı benim arabamın arkasına, aman dedim kalkamazsam arkamdakine vururum, arkadan vurulmuş gibi o suçlu olur banane dedim bastım gaza bir ayağım yarım debriyaj bir ayağım gazda bu arada abim de el frenini çekmiş, ben kalkarken arabayı vitese takmayı unuttum heyecandan, araba bir iki titredi arkamdaki korkup hemen geri bastı ohhhhh olsun, neyse ki abim vardı yanımda beni uyararak bir faciayı daha önlemiş oldu, zaten o da olmasa ben hiç araba kullanamazdım. Neyse ikinci denememde gayet başarılı bir şekilde kalktım bu arada bu gittiğim yol TEM'den tehlikeli sağdan soldan arabalar yola atlamaya çalışıyor ışıkları kimsenin taktığı yok, böylece yola atlayan 2 arabadan da kurtulup eve varabiliyorum ama ayaklarım su içinde kaldı, ayaklarım l beden küçüldü, arabayı park ederken biraz ileri geri de alıştırma yapıp kendimizi eve attık. Buradan benimle arabaya binme cesareti gösteren 3.5 aylık hamile sevgili YaşarYengemi (Eltim) tebrik ediyorum, cesaretinden dolayı onu kutluyorum zira Veli bile tedirgin benim yanımda, eli sürekli el freninin üzerinde, onu da benim araba kullanma maceramın en büyük köstekcisi olarak ilan ediyorum. ve böylece cuamartesi gününü de kazasız belasız atlatıyorum emeği geçenlere teşekkürler...........
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)


0 yorum:
Yorum Gönder