01/05/2008
Gelelim düne yani gülücüklerin maceralarına..............
Dün Gülsüm hanımı işe getirdim, yani getirmek zorunda kaldım, hemen hergün akşamdan --anne ne olur beni işe götür, diye yalvaran gülsüm hanıma her gün bir bahane uydurup atlatırken (Mesela yarın toplantım var, işim çok, hava soğuk, müdür kızıyor vb.) artık dün için durduramadım hanımı, akşamdan kıyafetlerini çıkarıp askıya astı, tutturdu illaki gidicem, mecburen getirdim, gerçi işyerinde bana pek zararı dokunmuyor, benim yanımda çok mutlu olduğu belli, hiç sözümden çıkmadı, yemeğini güzelce yedi, yanımda oturdu, öpücüklere boğdu beni, canım ne yapsın özlüyor beni tabii, eve giderken de serviste hiç kalkmamacasına uyudu durdu, Beyza hanıma telefonda --ben gelene kadar ödevlerini bitir, diye talimat verdim ama nerdeeeeeeeee, güya derslerini bitirince saat yapacaktık hanıma, öğretmeni taaaa geçen haftadan vermişti ödevi ve dün sondu, eve gidince, bahçede buldum onu, derslerini de babasına havale edip, yemekten sonra yemek yapmaya koyuldum, onlar da benim yönlendirmemle saati yaptılar, son rütüşlarını da ben yapınca ortaya çok güzel bir saat çıktı ortaya, pembe karton zeminin üstüne sarı karton yapıştırdık, eski bir takvimden rakamlar kesip yapıştırdık, beyaz kartondan akrep ve yelkovan yapıp raptiyeyle hareketli bir şekilde taktık, süper oldu yani.... saat bitince kızlar babalarıyla amcalarına gittiler, ben de evi toparlayıp yaprak dökümünü seyrettim, onlar gelince de yattılar böylece bir akşamı da kazasız ve belasız kapatmış olduk. finnnn sonnnnn. bu günlük bu kadar yeter yarın buluşuruz. Bu arada hala fotoğraf makenesindeki 23 Nisan resimlerini yayınlayacam inşallah yarın unutmam bayyyyy

0 yorum: