Cuma günü yazımı tamamlamadan maalesef üzücü bir haber neticesi yarıda kesip daha önce kaydettiğim Beyza'mın yazısını da ekleyerek kapatmıştım blogumu,

Eşimin dayısının oğlunun eşi, aynı zamanda ilk gördüğüm andan bu yana çok samimi bulduğum, içimi dökebildiğim, birlikte çok güzel zamanlar geçirdiğimiz, çok değer verdiğim arkadaşım REYHAN'ın babası, Çok sevdiğim küçük oğulları Yusuf ve Mehmet'in dedelerinin vefat haberiyle, apar topar cenazeye koştuk, rahatsızdı zaten amca, Allah Rahmet Eylesin.

Bu acıyı yaşayanlar bilir, inanın insan bu durumda ne kadar kendini kaybetse de, o üzüntülü halinde bile yanında sevdiklerini görmek istiyor, hani derler ya; o durumda insanın gözü birşey görmez, acısı çok taze, başı karışık, sonra giderim, hayır arkadaşlar öyle değil işte, taze taze gitmek gerek, insanın gözü sevdiklerini arıyor, sevdiklerinin omzuna yaslanıp ağlamak kadar güzel bir şey yok, ağladıkça açılıyor insan, rahatlıyor, kendini iyi hissediyor, yalnız olmadığını, acısını paylaşan birilerinin olduğunu bilmek, sevildiğini bilmek çok güzel birşey, acılar paylaştıkça hafifliyor, desteklerimizi mahrum etmemek gerek, işte ben de canım Reyhan'cımın yanına bu yüzden koşarak gittim, her ne kadar benim de kötü olacağımı bilerek gittim, kalbim çarparak gittim, bir kenarda büzüşmüş ağlıyordu, sarıldım ona doya doya ağladık, ben daha çok içimden ağladım, öyle olmak zorundaydım, benim acım biraz olsun eskiydi (aslında hiç eskimeyecek bir acı ama) onunki daha tazecik, daha saatler olmuş, kendimi zorda olsun tuttum, sabır diledim, nasihat ettim, bu acıyı yaşayanın ağzından çıkan kelimeler zannedersen daha etkili oluyor, açıldı biraz, konuştuk, okuduk ardından, Rahmet diledik, yapabileceğim başkaca birşey kalmadı, ayrıldık hüzünle, sonra benim dertlerip depreşti her zamanki gibi, eve zor attım kendimi yemek yiyip hemen yatmak istedim, zaten sabahtan biraz rahatsızdım, evde bir ölüm haberinin daha fazla uzun sürmesini istemedim, çocuklar, Yusuf'un-Mehmet'in dedesimi ölmüş, babasımı ölmüş, gibi sorular sormaya başlamışlardı, tam anlayamamışlar herhalde, "Allah korusun kızlar babaları değil , dedeleri ölmüş" diyorum, hem hastaymış, yaşlıymış, dediğimde ise Gülsüm hemen annanesini hatırlayıp, "benim annanemde hastaydı, öldü, şöyle oldu, böyle oldu, diye başladı yine, ben o günleri zaten çok zor atlatmıştım, bu süreçte de Gülsüm ve Beyza'da çok etkilenmişlerdi evde sürekli ağlayan bir anne görmekten artık sıkılmışlardı, bu yüzden fazla uzatmak istemedim, hazır babaları da evdeyken hemen uykuya dalıp hem kendimi, hem kızları bu psikolojiden uzaklaştırmak istedim, 4 saat kadar uyumuşum, uyanınca sağolsun babamız hemen plan yaptı, abisi ve sevgili (hamile büyük eltim) yengesini Gözdağı'na çay içmeye davet etti,

İlaç gibi geldi bize, kafamız dağıldı, konuştuk sohbet muhabbet derken, çok güzel zaman geçirdik.Çocuklar da parka gittiler çok eğlendiler, hava esmeye başlayınca bir de Gülsüm hanım üzerine su dökünce, benimde aslında hep yedek kıyafetler aldığım halde o gün ihmalkarlığımdan yedek almayı unuttuğumdan, bir daha kulağıma küpe oldu, muhabbete onların evinde devam ettik geç saatte eve döndük, Beyza hanım Gizem'le ve Şeyma ablasıyla uyumak için hemen üzerini değiştirip yatağa yatmış uyuma numarası yapıyordu, ne yaptıysak ikna edemedik, adeta yatağa yapışıp kaldı, neyse dedik kal bari, Gülsüm hanım gerçekten uyuduğu, hatta sızdığı için onu paket halinde eve getirip yatırdık, Allah'tan aynı sitede oturuyoruz. Sabah olunca kıyamet koptu tabii, ablam nerde, ordamı kaldı? beni niye getirdiniz, bas bas bağırıyor, zor susturdum kızı, Beyza hanım'da bir zahmet öğlen saati geldi, Gülsüm bir müddet daha onun kulağını kuruttu, neyse zar zor unutturabildik,

Eveeeeet Beyza Hanım'ın Perşembe günü işe geldiğinde çıkış saatine yakın yazmaya çalıştığı,yavaş yazdığı için, vakit kalmadığından, bir kısmını onun söyleyip benim yazdığım yazısıyla ilgili yorum yazamamıştım,

O gün Beyza sıkılıp da "anne ben bloguna yazı yazmak istiyorum" dediğinde çok sevindim, bir o kadar da şaşırdım, bakalım neler yazacak diye merak ettim doğrusu, yazdıkları karşısında çok şaşırdım, benim kızım büyümüş de neler yazarmış dedim, hele benim çalışmamla ilgili yazdıkları çok hoşuma gitti, hem çalıştığım için beni özlediğini, hem de çalışmam gerektiğini, çalışmamam halinde şu anda sahip olduklarını elde edemeycek oluşunu kendince çocukça kelimelerle ifade edişine hayran kaldım, evet işte tüm çabalarım bunun içindi, yüreğim kan ağlayarak her gün mecbur olarak geldiğim işim dolayısıyla ileride çocuklarımın beni suçlayacağını, anne sevgisinden mahrum kaldıklarını düşünerek onlarsız geçen zamanlarımızı telafi etmek adına yaptığımız her şeyi bu blogda yayınlamaya karar vermiştim, bir nevi içimi dökmek, mecburiyetimizi anlatmak, onların yanında olmadığım zamanlarda da onları düşündüğümü, kalbimle ve ruhumla onların yanında olduğumu göstermek, çocukluklarına dair elimizde yazılı olarak da bir şeyler kalmasını istedim, gerçekten de blog yazmaya başladıktan sonra yazdığım herşeyi onlara evde gösterdiğim zaman çok hoşlarına gitti, hemen hergün açıp bakıyorlar yazdıklarıma, bazen ben işyerinde yazıp haber veriyorum eve, "bakın size süprizim var açın blogunuzu" diye haber veriyorum, bayılıyorlar o zaman "teşekkür ederim" annecim, "sen çok iyi bir annesin" diye bağırmaları yok mu nasıl mutlu oluyorum bilemezsiniz, işte ben böyle sürekli onlarla ilgili yazılar yazıp içimi döktükçe, Beyza'da bundan etkilendi sanırım, çünkü aslında Beyza mizaç olarak içine kapanık, duygularını fazla belli etmeyen, bizim üzülebileceğimizi düşündüğü şeyleri bizimle paylaşmaktan çekinir bir yapısı vardır,
küçüklüğünde uzun süreli bir takım rahatsızlıklar geçirip üstüne bir de astım olunca üzerine titredik, koşma üşütürsün, terlersin, öksürürsün, tıkanırsın diye bazen farkında olmadan abartı derecesinde diğer çocukların yaptıkları normal hareketlerine bile kısıtlamalar getirmiştik, dolayısıyla kısıtlanan çocuğun bu durgun hali bizi çok etkilemişti ve endişelendirmişti, neden bizim kızımız böyle acaba, bize anlatamadığı birşeyler olabilir mi? içinde kendi kendine başedemediği sıkıntıları mı var, ya da "ileride böyle bir sıkıntısı olursa ve bizimle paylaşmazsa" diye bir uzmandan yardım almaya karar vermiştik,

Uzmanın bizim anlattıklarımız ve Beyza'ya yaptığı bir takım testlerden sonra bize söyledikleri çok ilginçti, "Beyza sakin, uslu, biraz içine kapanık, olgun, gayet normal bir çocuk, hiç bir sorunu yok, sadece onun daha çok içine kapanmaması için, onunla sürekli soru sorarak onu daha orta bir yola sokmamız gerektiğini, ancak soru sorarken farkında olmadan cevabını kendimiz verdiğimiz sorulardan kaçınmamız gerektiğini, örneğin; bu gün okulda ne yaptınız? haa resim mi yaptınız, yemekte çorba mı yediniz? şeklinde soru sormak yerine, cevaplarını kendisinin vereceği, bizim sadece daha çok kelimelerle cevaplandırmak üzere yönlendireceğimiz sorular şeklinde olması gerektiğini, en ilginci ise Beyza'nın testler sırasında sorulan bazı sorulara verdiği cevaplarıydı, sen dışarıda oyun oynamak istermisin? cevap; ama benim sırtım üşüyor, oyunla ilgili başka bir soruya; ama ben hastayım, ben öksürüyorum şeklindeki cevaplarıydı,
biz eşimle şok olmuş bir şekilde dinliyorduk, meğer sorun çocuğumuzda değil bizdeymiş, farkında olmadan onu hastalıklardan koruyoruz diye, kendisini hastalıklı çocuk psikolojisine sokmamızdan kaynaklanıyormuş, nasıl üzüldük, nasıl pişman olduk anlatamam, o günden sonra da onun yanında hastalığından hiç söz etmedik, ona hep iyileştiğini, başka çocukların da onun gibi hastalandığını bunun gayet normal olduğuna anlattık , ve inanırmısınız kısa sürede hem onun hastalıkları düzelmeye başladı, hem biz rahatladık, zira onun en küçük bir hapşırığında bile dünyalar üzerimize yıkıldı zannediyorduk, ilaçlar, tembihler, çocuğu yaz günü kapşonlu hırkalarla parka çıkarmalar filan, hepsini bir kenara bırakıp, evde gerekli önlemleri ona hissettirmeden biz almaya başladık ve bu yapılanları bir tören edasıyla değil de gündelik, sıradan işler haline getirdik, ev tozuna allerjisi olduğundan zaten yapılacak tüm şeyler ev ile alakalı şeylerdi,
ve sorunda böylece çözülmüş oldu, yine de zararın neresinden dönersek kardır, diyerekten normal bir hayata başlamış olduk,

O günlerden bu gün geldiğimiz noktaya neden bu kadar çok sevindiğmi anladınız değil mi? işte benim sır küpü kızımın bir yerlerinde sakladığı inciler sonunda dökülmeye başlamıştı, bu yüzden içim içime sığmıyor, bu yüzden çok önemsiyorum bu yazıyı, dün evde yazısının her kez tarafından çok beğenildiğini ve yorum aldığını söylediğimde ise; " anne ben tekrar yazı yazabilir miyim? Teşekkür etmek istiyorum dediğinde ise sormayın beni, inanamıyorum yaa, harika bir şey bu , tabi dedim kızım yazarız yine birlikte,
CANLARIM,
sizi çok seviyorum, sizin yanınızda olmadığım zamanlarda çok özlüyorum, büyüdüğünüzde, benim çalışmamdan dolayı bana, babanıza, çevrenize, hayata küskün, öfkeli, kızgın, kırgın, kendinize güveni olmayan, bazı duygulardan mahrum olarak yetişmenizi istemiyorum, kendi ayaklarınız üzerinde durmayı öğrenirken, büsbütün de hayatta yanlız oduğunuzu hissetmenizi de istemiyorum, kendinizle ve hayatla barışık, gülen gözlerle bakmanızı istiyorum hep, sizin gözlerinizdeki umut ve mutluluk olmak istiyorum, bize güvenmenizi, inanmanızı istiyorum, babanızın ve benim gülücüklerim olmanızı istiyorum, sizi seviyorum ve önemsiyorum, herşeyden çok, herşeyden .....işten, evden, arabadan her türlü dünyevi şeyden çok, tüm bunların da sadece ve sadece sizin rahatınız ve iyiliğiniz için bir araç olduğunu, hayatımızda sizden başka değerli hiçbirşeyimiz olmadığını bilin yeter....

16 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Bu nasıl duygusal bir yazı böyle Zeynepcim kopardın beni valla.

gülücüklerim benim dedi ki...

sağol canım beni gördüğün için,

gülücüklerim benim dedi ki...

sağol canım beni gördüğün için,

Şekerci Butik dedi ki...

Ben sizin hızınıza yetişemiyorum diye daha öncede yazmıştım galiba....ama geçde olsa yakalıyorum sanırım..

canım başınız sağ olsun..Allah mekanını cennet etsin...çok zor bi acı...ne denir ki başka bilemiyorum..

sevgiler..

gülücüklerim benim dedi ki...

dostlar sağ olsun şirincim, teşekkürler,
hızımızı sorarsan biz hep böyleyiz, böyle olması gerektiği için galiba

our twins of N.Y./SEYHAN dedi ki...

Zeynep'cim;
oncelikle Annecigine Allah'tan rahmet diliyorum, mekani cennettir insallah.
Arkadasinin babasi icinde basiniz sagolsun. Onunda mekani cennet olsun.
Fistigin yazdiklarini okumaya firsat buldugum genis bir zamanda mutlaka okuyacagim. Cunku bende calisan bir anne olmak istiyorum. Cocuklari nasil etkiliyor su siaralar onun arastirmasini yapiyorum.
Sevgilerimle

çise ve annesi... dedi ki...

hayattaki en değerli varlığımız çocuklarımız ne güzel dile getirdin sende allah hepimizin evlatlarına sağlık mutluluk uzun ve güzel bir hayat versin...

siyap dedi ki...

çok güzel bir yazıydı bir çırpıda okudum...arkadaşının babası için de çok üzüldüm benim de acım daha taze,babamı kaybedeli sadece 2,5 sene oldu...Allah hem amcaya,hem de annene rahmet eylesin.
beyza için de çok sevindim,yeni yazısını bekliyoruz öpüyoruz,sevgileeer...

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkür ederim seyhan'cım dostlar sağolsun,çalışan bir anne olarak çalışmam nedeniyle hem ben, hem de çocuklarım sıkıntılar çektik elbette ama herşey zamanla yoluna giriyor, sizin için de inşallah iyi olmasını diliyorum,

Fatmacım, iyi dileklerin için teşekkür ediyorum, güzelliklerin, iyiliklerin hepimiz için olmasını temenni ediyorum,

Şirincim, dostlar sağolsun, senin de başın sağolsun, birbirimizi hiç göremesekte acılarımızı buralardan paylaşmamız beni çok mutlu etti, Allah hepimizi sabır versin.Beyza'da en kısa sürede yazısını yazmak istiyor.

EHA dedi ki...

başınız sagolsun.allah sabrınıda versin.
beyzanın yazısını okudum ikinciyide sabırsızlıkla bekliyoruz.
bende çalışan bi anneyim nisanur için endişelerim de var hala aşamadım bu psikolojiyi sanki çalışmasam herşey daha iyi olurdu gibi geliyor ama mantıklı düşününce böyle olması lazım.bizi anlıycaklar eminim içimizi ferah tutalım.
sevgiler

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler Hatice'cim, dostlar sağolsun,
İnşallah anlarlar, zaten bu gelgit duygular insanı öldürüyor.

böğürtlengözün annesi dedi ki...

Canım benim, öncelikle Allah arkadaşına ve ailesine sabırlar versin, Allah rahmet eylesin, babacığınıda nurlar içinde yatırsın, dediğin gibi, okumaktan , Allahtan sabır dilemekten başka yapacak hiç bir şey yok malesef , giden geri gelemiyor, ben her gece rüyamda babamı göreyim diye dua ediyorum, gördüğümdede çok huzurlu uyanıyorum :(

Beyza nın yazısını okudum altta, bayıldım,çok güzel ve gerçekten çok şeffaf yazmış, çok güzel çookk..
Öptüm canım kuzularını...
Haa birde aynı acıyı yaşamış birisi olarak arkadaşına tavsiyem çocuklarına sarılsın sıkıca, mesela ben bide oğlumun her hareketini, her mimiğini babama benzetip kendi kendimi teselli etmeye çalıştım...

gülücüklerim benim dedi ki...

İlgin için teşekkürler Böğürtlengözün annesi, bu tavsiyelerini arkadaşıma ileteceğim, çok sağol.Bizde sizi çok çok öpüyoruz.

EHA dedi ki...

kandilinizi kutlar sevgilerimizi göndeririz.

tubiş-sudenaz dedi ki...

teşekkürler gBu günlerin feyzi üzerinize, rahmeti geçmişinize, bereketi evinize, nuru ahiretimize, sıcaklığı yuvamıza dolsun. Kandiliniz mübarek olsun..
ülücüklerim

уαѕємin... dedi ki...

başınız sağolsun canım :( birbirimizi göremesekte acılarımızı paylaşıyoruz

beyzam canım kuzum ne güzel yazmış devamını bekliyoruz

öpüyoruz canım