Evet bu gün sobemizi yazıyorum, Sevgili Şirincim bizi sobelemişti, nihayet yazmaya fırsatım oldu,
Şu sıralar tabiki yeni heves bisikletimize biniyoruz, bol bol düşüyoruz, iştahımız da kaçtı son zamanlarda,
Gülsüm hanım sabah erkenden kalkıp(evde olduğum zamanlarda), başucumda bitiyor "hadi kalk anne, bak sabah oldu, her yer ışık oldu, karnım acıktı kahvaltı hazırla" diye başımın etini yiyor, sanırsın doyasıca yemek yiyecek, ilk zamanlar kızım acıktı diye hemen yataktan fırlıyordum, hazır iştahı varken yesin diye, meğer bu bir manevra imiş, meğer amaç sadece beni yataktan kaldırmakmış, seni akıllı seni, artık yemiyorum bu palavraları, kalkış saatimi şöyle böyle yarım saat geciktirebiliyorum,
kahvaltıya oturuyorum, başlıyor "benim karnım aç değil", ben dün yemiştim, artık yumurta sevmiyorum, bana ne diye doğru odaya kaçıyor, tutuyorum getiriyorum yine aynen kaçıyor, artık bunu oyun haline getirdi, en sonunda benim kükrememle, bir takım tehditlerle geliyor sofraya, kahvaltı faslı bitiyor,
Benim ev toplama, onların evi dağıtma işi başlıyor, ben topluyorum onlar dağıtıyor, ben odaları sırayla gezip toplarken onlar özellikle Gülsüm dolabında ne var ne yok sırayla giyip çıkarıyor, kimi zaman gelin oluyorlar, benim başörtülerimi, yazmalarımı oralarına buralarına bağlayıp gece kıyafeti olarak düzenliyorlar, bu konuda Gülsüm'ün epey yaratıcı fikirleri oluyor, bazen de tüm dolabı koltuklara yayıp pazarcılık oynuyorlar, beni de alışverişe çağırıyorlar, manzara karşısında şok olmuş bir şekilde önce kızıyorum, sonra şok atlatıldıktan sonra ben de alışveriş kuyruğuna giriyorum, Beyza hanım kasiyer oluyor, Allahım bu kadar taklit olur, gördüğümüz kasiyerlere taş çıkartırcasına aynen yapıyor, mesela güya alet ürünün barkodunu okumuyor, ürünü sinirli bir şekilde evirip çevirip duruyor, sonra hızla güya barkod numaralarını tuşlayıp öyle geçiriyor kasadan, tabi paralar bizden, benim cüzdanımdaki, babalarının günlük ihtiyaçlarımız için bıraktığı bozuk paralar kullanılıyor, (çok şükür tek kuruş kaybetmeden bırakıyorlar, aslında paraya o kadar önem vermezler), benim çantalarım, mutfak eşyalarım herşey onların oluyor oyun esnasında, ben kızdığımda ise - herşeye benim diyorsun anne, mutfak eşyaları da mı senin, bu koltuklarda mı senin, bunlar hepimizin diye söyleniyorlar, he birde favorileri benim telefonum, yakaladıkları bir boşlukta hemen alıyorlar, içindeki oyunları oynuyorlar,
Favori oyunlarından bir tanesi de garsonluk oyunu, bizim mutfak, kafeterya veya lokanta oluyor, bu oyun üçlü oynanıyor, komşumun kızı Büşra'da katılıyor, biri garson iki kişi müşteri oluyor, bizim dolap ve kiler de onların yemeklerini elde edebilecekleri kaynak oluyor,
Kimi zaman tutturuyorlar bebeklere elbise dikeceğiz, önce kızıyorum bu isteklerine sonra kıyamıyorum, kendi çocukluğum aklıma geliyor, ben de bebeklerime elbise dikmeye çalışır günlerce uğraşırdım kesip biçip, birşeyler yapardım, hatta kağıttan bile elbiseler keser boyar bebeklerin üzerine giydirmeye çalışırdım, işte ben yine de dayanamayıp sonunda izin veriyorum, uğraşıp duruyorlar uzun bir süre, bunu da genelde Büşra'yla birlikte yapıyorlar, geçenlerde bebeklerine çok güzel mayolar bikiniler dikmişlerdi,
Birde piknik modası çıktı bizim sitede, küçük kızlar evden ufak tefek birşeyler getirip kilimlerin üzerinde piknik yapıyorlar, bizimkiler eksik kalır mı kimseden, pazar günü bütün evi kaldırıp silip süpürmeye çalışıyorum, bunları da gölgelikte oynamaları şartıyla dışarı gönderdim, en azından on kere zile basıp birşeyler istediler, 5'er kere de kapıya gelip su içip, wc'ye girdiler, en sonunda sinirlenmiştim artık, bir türlü işime konsantre olamıyorum, ikide bir anne anne diye bağırıyorlar, son istekleri de piknik yapmakmış, ilk duyunca sinirlendim, bunları kapıdan resmen kovaladım, bunlar üzgün süzgün, gittiler, bir türlü işime geri dönemiyorum, o kadar pişman oldum ki, hemen evde ne var ne yok bir şeyler hazırlayıp geri çağırdım bahçeden, bayıldılar, on kere teşekkür ettiler, ben de içim rahat işime geri döndüm,
Dün yine işten döndüğünde onlar parkta bisikletlerine bindiler, ben de yanlarında oluyorum, onlar bisikletlerine binerken ben de arkalarından koşturuyorum, böylece yürüyüş yapmış oluyorum, yorulunca bankta oturup dinleniyoruz, ben oturunca kızlar da koşa koşa yanıma geliyorlar, çekirdek çitliyoruz beraber,
Dün Beyza hanım hemen gözümün önünde hızlıca geldi, tam önümde aniden frene basınca resmen uçtu bisikletin üzerinden, sol dizi hemen şişti korktuk, eve çıktık, sprey sıktık ayaklarının altına yastık koyup dinlendirdik, Beyza normal zamanlarda sağlık konusunda pek söylediklerimi dinlemez ama, başına birşey geldiğinde Allah'tan benim talimatlarımı önemser, ayağını kıpırdatmadan öylece bekledi, hava kararmıştı bizim koridor ışık yanmadığı için bayağı kararmıştı, tam o sırada telefon çaldı, telsiz telefon mutfaktaymış, Gülsüm telefonu eline almış koridora koşuyormuş, bende Beyza'nın yanından koşarak koridora çıkıyordum ki Gülsüm'le şiddetli bir şekilde çarpıştık, Gülsüm zavallı tüy siklet bir savruldu, onu yerden kaldırdım, çok şükür bir şeyi yoktu, biraz zaman geçince Gülsüm bu durumdan da kendine pay çıkardı, bir baktım yatmış koltuğa ayaklarının altına yastık koymuş, beni çağırıyor, anne ayağım acıyor, bana da ilaç ver diye bas bas bağırıyor, ben de onada sprey sıkıp gerekli talimatları verdim, ilgilendiğim için bir hoşuna gidiyor, bir hoşuna gidiyor, sormayın. Yani dün evcek gazi olduk.
Yarın yani cuma akşamı eltimin kızkardeşinin kına gecesi var, cumartesi günü de düğünü var kısmetse, pazar günü de Altınoluk'a gidiyoruz, kayınvaledemlerin yazlığı var orada, bir hafta kalacağız inşallah, tabi gün sayıyoruz, Gülsüm hergün kaç gün kaldı düğüne, kaç gün kaldı düğüne diye sorup duruyor, - iki gün kaldı deyince Gülsüm hanım dolaptan kendisinin ve ablasının düğünlüklerini çıkarmış, inanın elbisenin içine giyeceği badisini bile bulmuş içine takmış, aksesuarlarına varana kadar, hepsini güzelce toplayıp dolabın üstündeki tutacaklara asmış, beni çağırıyor -anne bak şimdiden hazırladım ben, olmuş mu diye gösteriyor, bayıldım bayıldım bu kız bu yönlerden bana çekmiş, Beyza'nın umru değil, yumurta kapıya dayanınca düşünür, hep son ana bırakır hazırlıkları.
Bende okul zamanı babası evdeyse Beyza'nın okul kıyafetlerini çorabına varana kadar herşeyini askıya takıp, dolabın kapağına takıyorum kolaylık olsun diye, Gülsüm'ün kıyafetlerini de çekyatın üzerine bırakıyorum, Müzeyyen ablaya götürürken de kıyafetleri ona veriyorum, Gülsüm hanımda benim yaptıklarımdan öğrendi herhalde, çok bilmiş kızlarım benim,
Tabiki hemen hergün beni işe götür diye yalvarıyorlar,
Dolaptan soğuk su içmeye çalışıyorlar,
Her zaman tok oluyorlar, hiç acıkmıyorlar,
Su istemeleri, süt istemeleri, Gülsüm'ün çişi, bu yaşında hala beni tuvalete çağırmaları, kavgaları, gürültüleri, istekleri hemen hemen hiç bitmiyor, hemen hergünümüz bu isteklerle bu faaliyetlerle geçiyor, Allah bitirmesin, Allah can sağlığı versin.
Bir hafta kadar zorunlu olarak ayrılıyorum aranızdan, tatil dönüşü görüşürüz Allah'a emanet olunuz

11 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Ay çok geçmiş olsun gazilere...
Gülsümle koridorda çarpışmanız aklıma geldikçe hala gülüyorum...
Tabii böcüğüm ablasınla ilgilenmeni kıskanmıştır.Ah bu küçükler yok mu.....

mine dedi ki...

kızlarınızla size iyi tatiller diliyorum..tatilin tadını cıkarın bol boll yüzün...dinlenin...

sevgilerrr

çise ve annesi... dedi ki...

bu çocuklar hepsi aynı Yasemin'cim biz akşama kadar peşlerinde koştursakda yetmiyor...Dediğin gibi iyi olsunlarda önemli olan o .İyi tatiller hepinize...

gülücüklerim benim dedi ki...

Ay dilek sorma çarpışınca Gülsüm öyle bir savruldu ki çok korktum birşey oldu diye, buna da çok şükür.

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler bitanemiz bebeğimiz

gülücüklerim benim dedi ki...

Aynen öyle Fatma'cım Allah kazadan beladan saklasın da telaşlarımız hiç bitmesin

çise ve annesi... dedi ki...

ya zeynep ben niye YASEMİN YAZDIM PARDON CANIM

gülücüklerim benim dedi ki...

Canım hiç önemi yok ne fark eder, hepimiz blog dostlarıyız biz anlarız birbirimizi

zehra dedi ki...

mutlu tatıller ınsallah cok guzel bır tatıl gecırırsınız

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkür ederim Zehra'cım...

Şekerci Butik dedi ki...

maşşalh öncelikle diyelim...canım işin çok zor iki tatlı bıcırla..
geçmiş olsun canım..
iyi tatiller..

sevgiler öptük..