09/05/2008
kısa yazmalıyım bu gün, Evraklar durdu durdu yığıntı halinde geldi. Ne güzel bu haftayı sakin geçiriyorduk ki pattt 4 dava dilekçesi, 4'ü de işe iade, yani işten attıklarımız işe iade davalarını kazanmışlar (onlar için seviniyorum, tabii geri dönmeyi hak edenler için) şimdi bir sürü prosedür yaz çiz, tam da hafta sonuna girerken olurmu kardeşim.Şimdi müdürün yanına inmem gerekli. Artık hafta sonlarından tamamen ümidimi kesmek üzereyim.... bayyyy

Ohhh işleri biraz ertelemem gerekti. Efendim hukuktaki arkadaş öğlene kadar izinliymiş onlarla görüşmeden işlerimi yapamayacağım, çokkk üzüldüm .

Dün akşam eve koşa koşa gittim diyemeyeceğim servisle 1,5 saatte gittim. Çünkü dün için yemeğim yoktu, markete uğrayıp alışverişten sonra direkt eve çıktım, Gülsüm hanım uyuyormuş, bu demektir ki gece geç saaate kadar ayakta, tabiii Beyza hanım her zamanki gibi dışarıdaymış, tekrar aşağı inip sitede birkaç tur attıktan sonra onları bulabildim, hava oldukça rüzgarlı ve soğuktu, beyza hanımın soğuktan yüzü gözü donmuş o halde hiç umurunda değil. Eve çıkıp yemekleri yapmaya koyuldum, beyza " anne galiba benim ateşim var bir baksana" deyip yüzünü yüzüme yapıştırdığında ne ateşi, soğuktan donmuş buz gibi, yine de ateşini ölçelim dedim, zira bazen yüzü ve elleri soğuk gibi olsada içten ateşi olabiliyor çocukların, bu tecrübeyi daha önceden yaşamıştık, beyza bu şekilde havale geçirmişti allah korusun, baktım ateşi 35,4 normal, çok şükür onu biraz ısıtmak için yatırıp üzerini örttüm, biraz sonra sıkıldı tabii, bari derslerini yap diye ısrarlarıma rağmen az dersim var çok kolay anne bebek işini yemekten sonra yaparım diye tutturdu, iyi dedim azmış madem nerdee, az olurmu yemekten sonra zor bitirdi, uyku saati de geçe kaldı bu arada, çocuklara tavuklu şehriye çorbası yapıyordum, aklıma Yasemin'in oğlu Çağrı da geldi, nasılsa bu gün için ziyaretlerine gideceğiz ona da götürürüm deyip bu arada birde seslerini duyalım diye aradım Yasemin'i, Çağrı iyiymiş çok şükür, seslerini duydum daha iyi oldum.

Zaten çocukların hastalıklarına oldukça duyarlıyımdır, Beyza doğumunun ilk gününden 6. yılına kadar hep doktorlardaydık, Gülsüm onun kadar olmasa da epey uğraştırdı beni, Beyza biraz erken doğduğundan bir de yenidoğan enfeksiyonu geçirdiğinden yoğun bakımda tutulmuştu, tam onu atlatmışken, sindirim sistemi gelişmediğinden mide kapakçığı sorunu yaşadık, sürekli kusuyordu, birde teşhis geç konulduğundan tedaviye başlandığında durumu iyiden iyiye kötüleşmişti.Doğduğu hastane olan Marmara Üniversitesi bırakıp hemen her ay beğenmeyip başka başka doktorlara götürdüğümüz için sonradan çok pişman olduk, ama iş işten geçti, tedavimiz hemen başlansaydı 6 aylıkken bitecek tedavi tam 2 yıl sürdü.Buradan tavsiyem bebeğinizde ters giden birşeyler gördüğünüzde bu konuda ihtisası bulunan kapsamlı hastanelere götürmenizdir. Mesela Marmara Ünversitesinde Çocuk gastroentereloji bölümü bebek beslenme ve sindirim hastalıkları adında hizmet veren bölümü bizimle ilgilendi bu süreçte. Çok sıkıntılar çektim. Beyza 2 yaşına kadar içerisinde özel diyet mamaları da dahil olmak üzere aynı anda tam 6 çeşit mama tüketti, hastanedeki doktorlarla arkadaş olmuştuk, tüm çocuk doktorları beyzayı tanıyordu, özel ilgileniyorlardı, bir yatıp, bir çıkıyorduk, birde üstüne beyza 3 yaşına 4 ay kalası kardeşi doğunca cümbüş tamamlandı, beyza hapşırsa gülsüm grip oluyordu, zaten beyza kıskançlık krizlerinden daha beter hastalanmaya başladı, bu seferde astım başladı tam bir kabus gibiydi, günlerimizin çoğunu bu sefer 2 çocukla hastaneye koşuyorduk, bazen doktorlar "hanım iki çocuğu birden odaya sokma, sadece hasta çocuk gelsin, küçük mikrop kapar" dediğinde, ikisi de hasta ama derdim, allah allah diye şaşırırlardı ve bu her defasında böyle olurdu.Gülsüm 8 aylıkken işe döndüğümde her şey arapsaçı gibiydi. 2'si de hasta, geceleri 2-3 saatlik uykuyla işe gelip gidiyorum, ya da geceyi acilde geçirip işe dönüyorum, ya da işteyken bir telefon biz hastanedeyiz gel, ağlayarak koşa koşa hastaneye giderdim, bir ara Beyza'nın astımı tedavi edildiği halde hemde ağustosta zatürre oldu, tabi bahçede fıskıyelerin altında oyun olsun diye sırılsıklam olduğundan doğal bir sonuçtu bu, iyice ümidim kaybetmiştim,yorgun bitkin düştüm, birde kayınvalidemlerle aynı binada oturuyorken biraz uzak bir yerden ev alıp taşınınca çok bocaladım, yardım edenim de yoktu yine de allah razı olsun beyza'yı hastaneden çıkarıp bazen onlara bırakıp işe dönüyordum mecburen tabi yine ağlayaraktan, bir hafta kreşe gitse 3 hafta gidemiyordu, artık işten istifa etme kararı almışken rabbim yardımlarıyla yetişti.Karşıma aslında taaaa 9 yaşımdan bu yana görmediğim hemde uzaktan hısım olduğumuz, hatta bir hafta önce annesiyle amcamın kızının kınasında karşılaştığımız ve çocukların durumunu anlattığım halde benim oğlum (Doktor Yaşar EKREN) bu tür hastaları tedavi ediyor demeyen annesine rağmen, işyerinden bir arkadaşımız sayesinde allah karşıma çok iyi tanıdığım 21 yıl sonra tekrar buluştuğumuz bu "tanıdık" doktor sayesinde beyza iyileşti. Bitkisel ve medikal tedavi süresince kullandığımız kortizonlu ilaçları tamamen bıraktık ve beyza hayatı boyunca bir türlü alamadığı kilolarına kavuştu, onca mamaya, onca özel yaptığım yemeklere rağmen bir türlü kilo aldıramıyorduk, gelişimiyle nihayet yaşıtlarını yakalamıştı.Daha sonra hasta olduğunu duyduğum kişileri hemen ona yönlendiriyorum, dualarını alıyorum, bende aklıma her geldiğinde en güzel temennilerimle birlikte binlerce kez dua ediyorum Ekrem abiye...nasıl dua etmemki, hem Beyza'yı hem benim geleceğimi kurtardı Allah'ın izniyle, kul sıkışmayınca hızır yetişmezmiş, astımda kullanılar kortizonlu ilaçların yan etkisiyle çocuğun gelişimi duracaktı ki beyza'nın o dönemde gelişimi zaten yaşıtlarının gerisindeydi.Neyse ki o zor günleri sevenlerimizin desteğiyle ve dualarıyla atlattık, yaşayacağımız varmış, işte bende o günlerden sonra hasta olan çocukları duyduğumda oldukça fazla etkilenirim, elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım, tecrübelerimi paylaşmak isterim,
Rabbim tüm çocuklara şifa versin.


Gelelim blog macerama akşam eşimle bloguma bakıyordum, başka bloglara da bakıp "bak bunlar ne güzel, ben pek bilemiyorum keşke bende yapabilsem" gibisinden laflar edince eşim girişti, ben hallederim, sana neler neler yapıcam diye girişti işe tabii niyet iyi, ama akibeti çok kötü oldu, blogmu tamamen karartıp, mahvetti, daha iyisini yapalım derken hepten berbat ettik, neyseki eski haline getirdiğimizde bir çok şeyi de kaybetmiş olduk, sabah sabah işe gelince yine bildiğim kadarıyla eski haline getirmeye çalıştım.Eşim bu defa beni kıskanıp bende blog yapıcam diye tutturdu, şimdi o da yukarıda (ben 2. katta, eşim 7. katta çalışıyor) kendine blog yapmaya çalışıyor görücez bakalım ortaya neler çıkacak.

6 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Kolay gelsin arkadaşım.Eeee biraz da iş yap.Otur otur nereye kadar.Ay bide şu harf doğrulamanı kaldır yorumlarından onu doğru yazıcam diye şaşı olucam senin yüzünden.Öpüyorum.Bayyyy.

Not:Yorumum yok diye üzülme vefakar bir o kadar da cefakar arkadaşın seni yorumsuz bırakmaz.

meleklerim ve ben dedi ki...

Yine beeeen.Anneler günün kutlu olsun canım arkadaşım.Gülücüklerin,sen ve yakışıklı prensin hep birlikte mutlu huzurlu yaşayın inşallah.

çise ve annesi... dedi ki...

Teşekkür ederiz, sizinde anneler gününüz kutlu olsun sevdiklerinizle nice anneler günleri geçirmeniz dileğiyle...

Şekerci Butik dedi ki...

merhaba,

Yazını okudum..gerçekten çok zor günler geçirmişsin..Ama allahtanki bitmiş...Çocuklarımızın hasta olmasına dayanamıyoruz işte annelik..Allahım korusun yavrularımızı..

öpüyoruz canım..

ziyaret ettiklerimize ekliyoruz canım seni izninle..

Şekerci Butik dedi ki...

unutmadan yarın anneler günü anneler günün de kutlu olsun canım....

neclasude dedi ki...

merhaba blogunuzla yeni tanıştım bende kamuda çalışıyorum sizinle benzer süreçler yaşamışız