10/06/2008

3 günlük uzuuun bir tatil sonrası yine sizlerle birlikteyiz, sayın seyirciler! pardon blog arkadaşlarım

kısaca hafta sonunu anlatayım. Tatil sonrası bir türlü yerleştirimediğim eşyalarım, ütüleyemediğim çamaşırlarım, temizleyemediğim evimle ben birbirimize bakıp duruyorduk, tabi evin yarısını epi topu bir haftalık bir tatil için nasılsa kendi arabamızla gidiyoruz diye taşırsan, olacağı budur, hemen her sene tatil sonrası kendi kendime verdiğim sözleri unutup yine aynısını yapıyorum ya, olsun yinede seneye böyle olmayacak diyorum (inşallah )

Neyse işte, bu biriken iş yığınına yavaş yavaş giriştim Cumartesiden, işe makineye çamaşır atıp yine balkon yıkamaktan başladım, malumunuz ben 7. katta oturuyorum kuşlar da benim tepemde oturuyor, hatta biz yokken balkona yerleşmişler, balkonda bir sepet soğanım vardı, oraya yuva yapmış güvercinin teki, eskiden kuşlar insanlardan korkar kaçarlardı toplumdaki yüzsüzlük onlara da sirayet etmiş, ben balkonda çamaşır asıyorum, hanımefendi beni seyrediyor, hiç tınlamıyor, kanatlarını bile oynatmıyor, inanamıyorum kardeşim bu ne rahatlık böyle, balkonum da tabiki kuş pisliği içindeydi yıka yıka temizlenmiyor, söylene söylene temizledik balkonu, ardından kuşa tembihledim, bak senin orada oturmana kızmıyorum, güle güle otur ama ne olur balkonumu kirletmeyin, bak ben çalışan bir kadınım, iki çocuk, bir koca zorlanıyorum valla, hem arkadaş filan da kabul etme bir süre, akıllı akıllı otur yumurtanın üstünde tamam mı diye de iyice tembihledim ve inanamazsınız iki gündür balkonumda tek pislik yok, bıraktım işe geldim eve gidince görücez valla..... (ya muhakkak resmini çekip göstereceğim) kısacası cumartesini temizlik ve ütüyle geçirdim,

Pazar günü de kalan işleri erken bitirip çocuklarla bizim sitenin dışında büyük bir çocuk parkı var oraya götüreyim dedim, ya çocuklar daha küçükken ben daha fazla geziyordum, sitede yürüyüş yapacağım diye kendimi helak ediyordum, Gülsüm küçük olduğundan pek fırsatım olmuyordu, çünkü ben yürürken o da kucağıma gelmek istiyordu, pes ediyordum, hep büyüyeceklerini hayal edip bekliyordum, şimdi çok şükür rahatım ama benim canım çıkmak istemiyor, giderken Yaşar yengemi de çağırayım dedim, onlara uğradık Şeyma'yla Gizem'i de alıp tam kapıdan çıkmak üzereydim ki küçük dayımın kızları Zehra'yla Hanife aradı, eskiden dayımlar da Kurtköy'de oturuyorlardı, şu an Sultançiftliğinde oturuyorlar, Kurtköy'de bahçeli müstakil evleri, bahçede ağaçları, tavukları, keçileri, hindileri vardı, yine arada bir gelir oraları dolaşırlar, ayrıca büyük dayımın kızı Fadime de orada oturuyor.
Zehra doğduğunda ben 7 yaşındaydım, okuldan koşa koşa gelip onu severdim, 17 yaşına girmeden evlendi, 8 yıllık evli, 18'ine girmeden de anne oldu ama çocuklarına çok düşkün, genç anne olmasına rağmen anneliğin hakkını çok güzel verdi, hiç zorlanmadı, sorumluluk sahibi bir kızcağız, çocuklarından bahsederken gözleri sevinçle parlıyor, ağladım ağlayacağım oluyor, her kes çocuklarını çok sever ama ben inanın evlat sevgisini gözlerinden bu kadar belli edebilen güzel bir anne görmedim, - ya abla ben çocuklarımı çok seviyorum ya, derken insanın içi eriyor, Allah ayırmasın, acılarını yaşatmasın, ben akrabalarımın hepsini çok ama çok seviyorum, biz hep beraber büyüdük, amcamın da 5 kızı var hepsi benim kardeşim gibidir, zor günlerimizde bizi hiç yanlız bırakmadılar, onların da beni sevdiğini çok iyi biliyorum, Zehra'nın büyük oğlu Halil 7 yaşına girdi bu sene okula başlayacak, küçük oğlu Ahmet Yiğit ise 2 ay 10 günlük öyle tatlı, öyle güzel bir çocuk ki anlatamam, bembeyaz sevimli bir yüz, masmavi gözler tosuncuk maşallah, Allah nazarlardan saklasın, resimlerini çekemedim tabiki şarjım bitikti her zamanki gibi,
Fadime'nin çitlembiği Emine hanım ise 2.5 aylık zehra'nınkiyle l hafta araları var, küçücük çok tatlı bir kız, minicik ağzı burnu minicik bir bedeni var, japon çekirdeğim o kadar uslu ki annesini hiç yormuyor, l kızı bir oğlu vardı Fadime'nin 3. tam bir süpriz oldu annesine, doğduğunda yoğun bakımda kaldı ve çok kilo kaybetti, üstüne bir de annesini ememiyor, o kadar inatla reddediyor ki o minicik haliyle çok üzüldüm, benim annesini ememeyen bebeklere aşırı hassasiyetim var, onu öyle görünce ağlayasım geldi, Allah'ın bebeklere bir lütfu olan anne sütünü içemeyen bebeklere çok üzülüyorum, yengemle bir sürü dua ettik inşallah alışır emmeye de çabucak büyür diye,

Benimkiler de büyüdü ya bebek görünce dayanamıyorum BANANE Bende istiyorum diye tutturuyorum ama hemen ardından da -sen kaşınıyorsun kızım diyorum, benimkiler çok zahmetli bebeklerdi anlatmaya kalksam hiç bitmeyecek bu yazı, bizim kızlar da bebeklerin başından ayrılmadılar, Gülsüm zaten epeydir kardeş isteyip duruyor, o bakacakmış, sütünü verecekmiş, altını temizleyecekmiş, gezdirecekmiş, miş miş miş, ama beni henüz kandıramadı,

Piknik yapmaya niyetliydik ama hava bozunca bebeklere kıyamadık, onlar hasta olmasın diye vazgeçtik evde oturmaya karar verdik. Erkekler soğukta mangal yaktı ,bahçede pişirdiler nevaleleri, ilk partiyi de biz götürdük yine mangal başında yani kalite kontrol yaptık , sonra evlere servis yapıldı, gerisini de evde hallettik, keşke yemek işi hep böyle olsa, erkekler pişirse biz yesek nerdeeee, işte ayda yılda bir oluyor böyle şeyler, saat ona kadar takıldık orada, dayımlar giderken bizi de eve bıraktılar çocuklar da birbirleriyle kaynaştılar, yoruldular eve gelince uyumak üzereyken zar zor uyandırıp banyor yaptırıp yatırdım onları,

Gelelim pazartesi gününe, harika bir gün geçirdik, öğretmenimiz Kurtköy'de revzen restaurantta sabah kahvaltısı tertip etmiş, bizimki hemen atılmış biz de geleceğiz diye, gitmeden olmaz dimi, hazır bizimkisi de sosyalleşmişken, seve seve katıldık organizasyona, tabi okula devamlı gidip gelen veliler birbirlerini çok iyi tanıyorlar, haliyle ben biraz uzak kaldığım için 5-6 kişiyle karşılaştığımızda konuşuyordum, böylece diğer velilerle de tanışma-kaynaşma imkanı bulduk, öğretmenimiz çocukları arkadaşlarıyla ayrı masalarda oturttu, biz velilerle ayrı masalarda oturup sohbet ederek yemeklerimizi yedik, ortam çok güzeldi, dışarıda yeşil alanları ve çocuk parkı vardı, öğretmenimizin süprizi olan palyaçomuz da gelince çocuklar sevinçten deliye döndüler. Palyaçonun hemen arkasındaki sırayı da Beyza hanım kapmıştı, hayret ettim doğrusu, bizimki pek böyle girişken değildir ama bu sefer öyle olmadı, sopa düşürmece oyunu, çuval oyunu oynadılar, palyaço oldukça yoruldu, okula giderken de yanımızda götürdük orada da devam ettiler oynamaya, bir ara öyle coştular ki palyaçoyu parçalarına ayırmalarından korktuk,

Gülsüm hanım uzunca bir süre direndi oyunlarına katılmamak için, son zamanlarda ikisinde de bir kişilik değişikliği yaşanıyor, Beyza bu tür ortamlarda daha girişken, Gülsüm ise kendinden beklenmeyecek derecede çekingen olmaya başladı, nedenini bir türlü bulamadım doğrusu, oyunlarına katmak için epeyce dil döktüm, sadece onları seyretmek istiyormuş yeşilliklerin üzerine sandalye koyup bir müddet onları izledi sonra bir baktım oyunların içinde, çuval yarışmasında ve kocaman çocuğu geçmiş birinci olmuş, sevinçle yanıma koşup anlattılar heyecanla, öyle mutluydular ki anlatamam, ya herşey zaten onların mutlu olması için değil mi? onların mutlu olması demek bizim de mutluluğumuz demek, böylece öğretmenimiz sayesinde çocuklar da anneler de çok güzel bir gün geçirmiş olduk, emeği geçenlere Teşekkür ederiz.

İşte bu güzel günden bazı kareler........ Gülsüm yok tabiki, Palyaço'nun yanına götürüp resim bile çekemedim cadının,
















































Gelelim bu sabaha ne çabuk geçti ya keşke hiç bitmeseydi bu tatil, ne güzel vakit geçirdik kızlarımla, sabah kalkıp onlardan ayrılmak çok zor oldu, öptüm öptüm, kokladım onları, -Allah'ım ben ne yapıyorum diyorum, bu güzeller bırakılıp gidilir mi işe, gidiliyor işte, her zamanki gibi birakılıp gidiliyor, Allah acı vermesin, başka türlü ayrılıklar vermesin. amin
Sabah sütlerini vermek için kaldırdım onları zor kalktılar, akşam da banyo yapıp yatmışlardı. Resmen sızmışlar neredeyse gözleri kapalı içtiler sütlerini....Akşam yatarken de uyumuş bile olsalar kalkıp süt isterler, sabah da aynen sütlerini içirmeden gidemem işe, yarasın gülücüklerime, Gülsüm'e yaradığı yok ama, kız yese de kilo alamıyor bir türlü,
Uyuyan güzel Beyza hanım, her zamanki gibi üzeri açık gece kaç kere de üzerini örtsem açar kendisi
Prensesim ne güzel uyuyor.
Gülsüm Hanım'da aynen havalana havalana yatıyor. Ne yanık bu kızlar üstlerini bir türlü örtmezler .
Önce Beyza hanım bitiroyur sütünü, çok çabuk içer sütünü, nefes almadan, uyananamış hala, boş bardağı uzatıyor bana,
Gülsüm Hanım yavaş yavaş içer sütünü, arada bir nefes alır, o da uyanamamış bir ara kendim tuttum bardağı, anlaşılan bunlar akşamdan kalmalar, hala yorgunluklarını üzerlerinden atamamışlar.
Yavrularım ikinizde Allah'a emanet olun, umarım büyüdüğünüzde beni bu günleriniz için suçlamazsınız, hayat bazen insanı istemediği şeyleri yapmaya mecbur bırakıyor, siz de büyüdüğünüzde beni anlarsınız inşallah,
Her zaman onlara şunu söylerim, yavrularım ben sizin yanınızda olmasam da hep sizi düşünüyorum, hep sizin yanınızdayım.

8 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Uyuyan güzellerim benim......

Zeynepcim,benim de tek korkum kızlarımın büyüyünce benden hesap sormaları.

Ama her şey onların iyiliği için gün gelip anlarlar mı bizi acaba?

Bu arada kahvaltınız çok güzel geçmiş belli pek eylenmişsiniz.

Yüzünüzde gülücüklerin eksilmemesi dileyiğle her şey gönlünüzce olsun.

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler meleklerim, tek temennim ileride çocuklarımızın bizi iyi anlamaları, bazen kendime bile itiraf etmekten korkuyorum bu duyguları Allah göstermesin, biz de zaten bu yüzden kurmadık mı bu blogları

çise ve annesi... dedi ki...

ne keyifli güzel bir kahvaltı yapmışsınız ne güzel...EE gelelim bebiş konusuna biz sitede bir tane daha bebiş takip etmeye hazırız valla gerisi size kalmış sevgiler...

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler fatmacım, buradaki her kes bebeklerini büyütsünler, bizler sonra artık, sonuçta ihtiyaçtan olmayacak bizimkisi sevmelik, tekne kazıntısı, şaka bir yana herşeyin hayırlısı

siyap dedi ki...

yorucu ama güzel günler geçirmişsiniz ve öğretmeninizin planladığı kahvaltı da çok iyi olmuş hele palyaço olayı...valla çocuk olmak var bu devirde bizim zamanımızda ne palyaço,ne böyle güzel etkinlikler...bir tek sene sonları geziler vardı onda da öğretmeni bul bulabilirsen :) kadın diğer öğretmen arkadaşlarıyla gezer bizle ilgilenmezdi sanki piknik onun için yapılmıştı :)) neyseki artık meslektaşlarım daha bilinçlendi.ben de gezilerde buna çok dikkat ediyordum...
ve son olarak da kendini üzme sen onların iyiliği için çalışıyorsun bunu anlayacaklarına eminim,sevgileeer,öpücükleeer...

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler siyap,
Öğretmenimiz zaten benim idealimdeki öğretmen tipiydi, disiplinli, ilkeli, aynı zamanda da bir anne şevkati gösteriyor çocuklarına, hepsiyle tek tek ilgileniyor, 45 kişilik sınıfa tam gün boyunca hakim olduğu yetmiyor, çıkışta diğer öğretmenler gibi çocuklarını başıboş bırakmıyor, servisle gidecek öğrenciler ayrı sıra yapılıyor bir büyük nezaretinde servislere götürülüyor, diğerleri büyüklerine ya da okuldaki yakınlarına teslim ediliyor, bu duyarlılık beni oldukça etkiledi. Öğretmen konusunda çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum

EHA dedi ki...

yorulmuşsunuz ama değmiş dolu dolu eğlenmişsiniz ne güzel.
çalışırken insan kendini suçlu hissediye, onlardan ayrı oldugumuz için içimiz buruk olsada herşey o küçük melekler için.eminim bizi anlıycaklardır.
******
süte düşkün olmalarıda çok güzel,benim kızımda sabah uyanınca ilk söylediği söz "anne süt" oluyor.

gülücüklerim benim dedi ki...

Teşekkürler Nisanur-Hatice'cim aslında her sabah tekrarlayan bu işe gidişler, onları evde yada komuşuma bırakıp gelmek çok ağırıma gidiyor ama inşallah tüm bunların onların geleceği için olduğunu anlarlar.