24/09/2008
Sevgili İncegülüm beni biiiiiir süre önce sobelemişti, izinden dönüş filan derken biraz geciktirdim, işte nihayet bu gün tamamlayabildim, alın size BİZİM EVİN HALLERİ.
Bizim evin hali, sanki evin içinde her an bir savaş yaşanılıyormuş havasında;

Eve çocuklarının özlemiyle koşa koşa giden bir annenin macerası bu;

(Eğer eşim evde değilse:)

Çocuklar müzeyyen abla'nın evindeyse önce karşı kapımızın zili çalınır, oradan da bir gürültü kıyamet ve ev dağınıklığıyla birlikte kapı açılır, oradaki mevcut döküntülerimiz de poşetler içerisinde veya ellerde alınıp çocukların odasına atılır, önce yemek işi halledilmelidir, Bizim evin kapısı açıldığında, antredeki halı kaymış taaa kapının altına kadar girmiş, hatta kapının açılmasına da engel oluyordur, fortmantonun üstünde Beyza'nın hırkası, beslenme çantası (okulda unutmadıysa) ıvır zıvır karşılar beni, fortmantonun askılarında ise eşimin giyip de bir türlü gardobuna asmadığı kıyafetleri dizi dizi sıralanmıştır.

Fortmantonun hemen önünde Beyza'nın okul çantası yan yatmış durumdadır, çocukların odasına geçince Beyza'nın forması ve gömleği hemen hergün uyarmama rağmen iyi gününe gelmişse askıda yamuk yumuk bir şekilde, yok eğer canı asmak istememişse yatağın üstüne atılmış durumda, çoraplar ve diğer aksesuarlar yerlerde sürünmektedir, ilk bağırış burada kopar: - Kızım ben sana demedim mi bunları yerine kaldır diye,

Hatta dün eve gittiğimde Beyza'nın dolap rafı kıyafetlerle birlikte yerlerde geziniyordu.

Sonra koridordan geçerken banyonun ışığının yandığını görürüm, Beyza okuldan gelince üzerini değiştirmek için önce bizim eve uğrar oradan Müzeyyen Abla'ya geçer, muhtelemelen bu arada banyoya girip ışığını kapatmayı unutmuştur, banyoya girmişken bir elimi yüzümü yıkayayım bari derim, hemen gözüm kirli çamaşır sepetine takılır, sepette yer olmasına karşın sepetin üzerine bırakılmış çamaşırlar bana el sallar...bir kıyamet de burada kopar, - kızım babanın barajı mı var, dikkat etsene şu lambayı kapatmayı öğren artık....şu çamaşırları bir kere de sepetin içine atsanız......

karşıdan ses yok tabi, onlar bu arada Gülsüm'le boğuşmaktadır, yani beni duyan yoookkk,

Tabi yataklar açık ve darmadığın......

Salon bir parça düzgün,

yatak odası dağınık,

Ve sıra mutfakta, eğer eşim gün içerisinde evde yoksa mutfak düzgündür, yok o gün evde ise tabak çanak lavobonun içinde bekleşmektedir.....

Yemek faslından önce Gülsüm odasında düğünlük elbiselerini giymiş, bir de mum yakmam için şamdanı almış burnuma burnuma sokmaktadır, ışıkları kapatıp romantik yemek yiyelim deyin...... ya sabır,

Ben yemek hazırlayana kadar bağırış çağırış, yada ben tokum müzeyyen ablada yemiştim (taaa öğlenden bahsediyor), ben o yemeği yemesem bunu sevmiyorum,

Eğer yemek hazırlama işim uzun sürecekse bu kısa sürede de Beyza'nın derslerine de göz atıyorum, 10 kere söyleyip ll. keresinde ödev defterini getiriyor, başlıyoruz ödeve - kızım yaz, hadi neymiş o sorunun cevabı, mesela şu günlerde en revaçtaki sorumuz: Bağımsızlığımızın simgeleri nelerdir? Bayrağımız ve İstiklal Marşımız demesi lazım okul açıldığından beri hergün bu soru tekrarlanıyor bayrakla ilgili hatta bir şiir bile yazdık, bir gün önce yaptığımızı unutuyor, bakıyor yüzüme öylece, - kızım unuttun mu kaç gündür yazıp çiziyoruz bu konuda neredeyse destan olacak anlattıklarım hanım unutmuş, aslında yapmak istemediğinden bilmediğinden değil yani,

Soru: Kişisel Bakım Nedir? cevap; sağlıklı olmak, disiplinli olmak, başarılı olmak, Allahım kızım bu gün sana ne oldu böyle, unuttun mu tüm yazdıklarımızı, Gülsüm atlıyor hemen, banyo yapmak, dişlerimizi fırçalamak, yüzümüzü yıkamak, meğer okula bu konuyu anlatmak için sağlık ocağından hemşireler gelmiş, ve unutmamış bizimkisi, Beyza benim sabrımı deniyor herhalde ya sabır diyorum, tamam kızım kapat yemekten sonra yaparsın diyorum, yoksa oruçlu oruçlu benim sinirlerimi bozma,
Neyse gelelim yemek faslına; saatlerce sofrada beklemek,

-çorba çok sıcak, -ben sadece bunu yesem, -ben pilav yiycem, Gülsüm:
-anne sen yedir, ben çok küçüğüm daha, benim sinirler iyice gerilir, bu arada yukarıda resmini gördüğünüz Gülsüm hanım yemekte sıkıntıdan mutfak duvarlarını soymakta, her gün yemekten sonra masanın altı, boya artıklarıyla dolmaktadır, soysun bakalım nereye kadar.
Yemek faslı Beyza'nın ödevlerinin tamamlanması, on kere pijamalarınızı giyin, dişlerinizi fırçalayın ihtarlarından sonra doğru yatak, Gülsüm bıdı bıdı konuşmaktan bir türlü uyutmaz ablasını, Beyza'nın da işine gelir tabi, artık sesleri fazla çıkınca odalarına dalıp operasyon düzenlemem şart olur, fakat onlar benim ikazlarıma daha fazla gülerler, ben de onlara uyup biraz onlarla boğuşurum, severim, şimartırım, sırayla biraz yanlarına yatarım ancak o zaman uyurlar, sonra da mutlu mesut olaraktan kalan işlerimi tamamlamak üzere doğru mutfağa, sırayla banyo, odaları gezerek toparlamaya çalışırım,
Bu sefer de uyudukları için hemen onları özlerim.
Bizim evde hemen hergün bunlar tekrarlanır, hafta sonları dip köşe temizleyip düzenlediğim evimi hafta içi hiç görmeyin, tabi eşim evde olup da hamaratlığı tutunca toparlar evi, o zaman da çocuklar evi dağıtınca titizlenir durur, eeee kendi yapınca daha kıymetli oluyur tabiii...

7 yorum:

SMİLENA dedi ki...

canım allah kolaylık versin.bende şikayet ediyordum çalışmiyorum diye...bu yazını okuyunca iyi ki evdeyim dedim.annem senelerdir çalıştı,hatta gece nöbetlere gidince babayla yalnız kalırdık ve ben annemi hep özleyerek büyüdüm.okuldan gelince hep annem beni karşılasın istedim ama olmadı.şimdi galiba bunun acısını çıkarıyorum,yani evde çocuklarıma kendim bakarak.onlarda bundan çok mutlu...allah kolaylık versin canım...sevgilerle...

gülücüklerim benim dedi ki...

Çok da iyi ediyorsun Semra'cım, çalışan kadın ne tam anlamıyla ev kadını ne de iş kadını olabiliyor, evle iş arasında resmen sürünoyoruz, tabi aslında çalışmasının tam karşılığı alabilen ve yaşam standartları daha iyi olabilen anneler için neden olmasın, devlet memuru olarak biz hiçbirşeyin karşılığını alamıyoruz zaten

meleklerim ve ben dedi ki...

Zeynep'cim üzülme aynısı bizim evde de her gün yaşanıyor.Ne yapalım kaderimiz böyleymiş..ühü..ühü..ühü...

zehra dedi ki...

:)) alemsınız vallahı ne dıyeyım

zehra dedi ki...

:)) alemsınız vallahı ne dıyeyım

yasenin dedi ki...

çOK GÜZEL ANLATMIŞSINIZ ASLINDA TÜM ÇALIŞAN ANNELER OLARAK AYNI ŞEYLERİ YAŞAYIP AYNI ŞEYLERİ DÜŞÜNÜYORUZ BEN MECBURUM ÇALIŞMAYA ÇÜNKÜ EŞİM İSŞİZ BU HALDE BİLE ÇOCUKLARA YETEMİYORUM VE ÇOK ÜZÜLÜYORUM HEPİNİZDEN DUA İSTİYORUM İNŞALLAH EŞİM BİR İŞ BULUR BİZDE RAHATLARIZ BİRAZ.

laleninbahcesi dedi ki...

ay kolay gelsin, eski günlerimi hatırladım. Büyüdüklerinde de çok farketmeyecek sadece yerlerdeki eşyaların şekli değişecel o kadar. Hep sevdiklerinizle hep sevgiyle kalın