Bütün talihsizliğimiz aslında düğünden önce başlamıştı, hani perşembenin gelişi çarşambadan bellidir ya, bazı insanlar daha düğün başlamadan önce bizi ağlatmışlardı, kader ağlarını örüyordu yavaş yavaş ama biz bu kadar ağlayabileceğimizi, düğünün bu kadar kötü geçebileceğini yinede tahmin edememiştik, biz yine tüm olanları kalbimize gömüp düğüne dikmiştik gözümüzü, tüm üzüntümüz düğünde uçup gidecekti güya, o heves te kursağımızda kaldı nihayet.
Anlatmayım anlatmayım bunuda içimde saklayayım dedim ama olmadı işte, anlatmam lazım, yoksa ben burada aslında hiç onunla ilgili birşey yazmamışım şimdiye kadar, yazmazdım da, aslında o güne kadar görmedim birşeyini Allah için, meğer daha sık gitmeliymişim de daha önceden görmeliymişim gerçek yüzünü.
Kardeşimin çeyizi serilmiş, Konya'dan gelen misafirleri uğurlamış, keyif içinde abilerimin hanımları ile babamlarda otururken birden birilerinin yüzümüze tokat gibi vurduğu gerçeklerle yüzleşmiştik, hem ben zaten 2 senede toplam elimin parmakları kadar bile tutmayan 7 kere gitmiştim oraya, birde babam sitem ediyor gitmiyor gelmiyormuşum, meğer ne iyi ediyormuşum, daha önce daha sık gitseydim herhalde o zaman kovulurdum, (sevgili Ü.A. tarafından) neyse efendim meğer biz üç gün boyunca gitmişiz yemişiz içmişiz, hanım çok yorulmuş, biz hiç birşey yapmamışız, (kaldıki bu üç gün boyunca alışverişten sonra direkt kardeşimin evine gidip çeyiz yerleştiriyoruz, belki l-2 saat orada takılıyoruz, sofra kurup topluyoruz yıkıyoruz öyle gidiyoruz, hemde yengelerim misafirlerin kaldığı 3 gün boyunca l günü hiç gelmediler, diğer günlerde mutfakta yemek yapıp ortalık toplamakla geçirdiler zavallılar).
Düğünden sonra onların evine gelmemeliymişiz, çok yorulmuş, mahfolmuş, hem bu adet te nereden çıkmış, o hanım kimsenin düğününden sonra evlerine gitmezmiş, yemek yemezmiş, salondan sonra herkez evlerine dağılsınmış.
Ah kardeşim gidip te evi onların evlerinin hemen dibinde tutmasaydı ne misafirlerin nede bizim ne işimiz var orada, gelip te bizim yakınımızdan tutsaydı böyle olmayacaktı, evi oraya yakın olunca mecburen o evde toplandık, hem babaevimiz değilmi? gitsek ne olur, olmuyor işte, olmuyormuş, olamıyormuş, gidilmiyormuş, gidilemiyormuş, yada gidilmemesi gerekiyormuş.
babam sonradan geldi eve ne olduğunu bilmiyordu, yinede helallik istedim sesim titreyerek, ağlamaklı bir şekilde, 3 gün geldik, yedik içtik hakkınızı helal edin dedim, onu da öptüm neden yaptığımı bilmiyorum, yine de iyiki yapmışım diyorum babam sonradan bahane bulmasın , asillik bizde kalsın diye...
Bilmem siz kimden bahsettiğimi anladınızmı, ben yine de tam olarak deşifre etmeye utanıyorum vallahi, neye uğradığımızı şaşırdık, kendimizi dışarıya atıp avazımızın çıktığı kadar bağıra bağıra ağladık, birbirimize sarılıp, öyle zoruma gitti ki, annemden sonra babaevinde istenmemek, kendimi dünyanın en zavallı, en çaresiz, kimsesiz evsiz yurtsuz biri gibi hissettim, ne kadar kızsamda babama, bir yuva kurmuştu, yeterki mutlu olsundu, kardeşlerim nihayetinde onlarla birlikte kalıyor, bir sıcak çorbasını yiyorlardı, ben de mutluydum onlar iyiler diye, çok gidip gelip de rahatsız etmek, yük olmak istemiyordum, FAKAT ne çare kaderden kaçılmazmış, ne kadar kaçsamda kurtulamadım laflardan.


Neyse işte biz bu olaydan sonra düğüne kadar tam yaralarımızı sarmaya çalışıp düğünü heyecanla beklerken, sevine sevine giderken bir de başımıza kaza olayı geldi, artık bu düğün bize haram olmuştu, gözümüz hiçbirşey görmüyordu, ben bir yaprak gibi sallanıyordum, Konya'dan dönüşte kalbimin yarısını hatta hepsini orada bırakıp gelmiştim, her anında abimi, Selma'yı ve çocukları düşünüyordum, boş boş bakıp boş boş geziyordum, aslında hepimiz öyleydi.

Konya'dan lime lime yorgun argın döndük, o gece yatıp sabahın köründe gelini kuaföre yollamak için erkenden kalktım, kahvaltı filan derken, onlar gittiler, bu sefer misafirlere kahvaltı hazırladım, sonra ütüyü elime aldım başladım ütü yapmaya, kardeşimin damatlığı, benim, eşimin, kızların, misafirlerin ütülerini yaptım, ev döküm döşek, heryer heryerde, sürekli birşeyleri unutuyoruz, kimi ayakkabısını bulamıyor, kimi ceketini giymeden evden çıkıyor, sonra eve geri dönülüyor, yok onum sendemi, ay unuttum, kurdelalar kimde, toplu iğne nerede, havluları arabalara bağlayacağız kurdela yok, nereye koyduysak bulamıyoruz, herkes birbirine bir şey soruyor.


Gelini büyük abimlerden çıkardık, nihayet nikah salonundayız, bu sefer nikah şekerlerini otobüste unutmuşlar, şoför ortada yok bulamıyoruz, imzalar atılıyor birazdan tebrikler başlayacak millete ne dağıtacağız, neyse ki eşim arabanın kapısını kırma pahasına kapının havasını boşaltıp zar zor alıp getirmiş nikah şekerini, böylece ailenin şerefini kurtarıp, düğünle ilgili bir skandalın daha önüne geçmeyi başardı, öyle ya kusura bakmayın nikah şekerini arabada unuttuk şoförde yok, sonra alırsınız... kim yer bu hikayeyi, şekersiz nikah olurmu ?


Neyse güç bela nikahı yaptık...
Üstüne benim fotoğraf makinemin pili bitti mi?
Artık cep telefonuyla bir kaç resim çektik,
Ben zaten nedense benim olduğum resimlerde silik milik birşey çıkmışım, negatif enerjim fotoğraflara da yansımış, düğünle ilgili şöyle net olarak hiç bir resimde yokum.

E tabi düğünden önce düğün yemeği için rezervasyon yaptırmışız,aslında kuaföre de yaptırmıştık ama gidemedim tabii, bırak makyaj bile yapmadım, mecburen kıyafetimi giyip, lanetayn başörtümü bağladım çıktım.
Resmi Nikahtan sonra dini nikah için kızın annesi babası ve akrabaları ile gelinin evine geri döndük, nikahları kıyıldı, tatlılar yenildi, ikidebir rezervasyon yaptırdığımız yerden arıyorlar, yerinizi iptal edeceğiz diye, apar topar yemeğe gittik tabi bayağı bir eksikle, sağdan soldan insan arıyoruz yemeğe götürelim diye, Allahım aksine telefonlara cevap veren de yok, yemek bitiyor bir bir arıyorlar hayırdır diye, sizi yemeğe götürecektik ama hakkınızı kaybettiniz diyoruz...
Yemekten dönerken bir ara dini nikahtan konuşurken mihrini sorduk kıza, ne kadar istedin diye, Zeynep gelin demezmi hoca öyle birşey sormadı diye, haydaaaa, içimize kurt düştü mehirsiz nikah olurmu,
Olmaz mı derken eşim bir hoca arkadaşını aradı, ne olur ne olmaz, siz bana gelin ben sağlam bir nikah daha kıyayım dedi, hadi birde yemekten kalkıp İbrahim hocaya gittik bir nikahta ona kıydırdık, artık nikahlarından emin bir şekilde evlerine bıraktık yeni evlileri, ben artık yukarı çıkamayacağım yorgunluktan ölüyorum dedim, doğru eve döndük.
Böylece nikahı da atlattık doğrusu, inşallah tüm üzüntüleri düğünden önce yaşamış olalım da, bununla kalsın yaşananlar, Allah evlenen bu iki kardeşime de bize de bir daha yaşatmasın bunları, güzel günlerimizi de eğlencelerimizi de yazabilelim buradan.

İşte dostlar yine uzun bir yazı oldu ama neyse artık, daha anlatacaklarım var.
Dün yani pazartesi akşamı eşim ve benim kızlar tatile Altınoluk'a gittiler, şu anda denizde olduklarını haber verdiler, ben ise cuma günü gidiyorum, benim iznim böyle denk geldi, hem abimin kendini toparlamasını, hemde çocukların kendine gelmesini bekledim, izinlerimizi önceden planladığımız gibi kullanma zorunluluğundan cuma günü gitmek zorunda kaldım, çok şükür abim son gördüğümde çok iyiydi, hala belini kıpırdatamıyor ama ellerini, bacaklarını ve başını gayet iyi oynatabiliyor, yatağın içinde PC ile uğraşıyor, çok sevindim bende, inşallah haftaya evine çıkacak sanırım.

10 yorum:

meleklerim ve ben dedi ki...

Ne diyeyim Zeynepcim.Anası olmayanın babası hiç olmazmış derler.Çok şükür çocukların eşin,kardeşlerin var sarıl onlara sıkı sıkı Rabbim bir daha göstermesin inşallah böyle üzüntüleri.

yasamladans dedi ki...

dilekcim ne güzel söylemiş aynen bizde de aynı durumlar var..Anası olmayanınn babası da olmuyor..el karısı yaptırmıyor,istemiyor :(aman neyse sen sana yetersin..Abinin iyi olmasına da çok sevindim...ALlah bir an önce daha da iyi etsin ...

Gelin Ayşe dedi ki...

Çok gecmiş olsun tekrardan, abinin toparlandıgına cok sevindim. İnbşallak daha iyi olacak. Artık üzülme, tatilde stress at butun herşeyi unut gitsin. Boşver baban mutlu olsun yeter ..

havvanur dedi ki...

okadar çok yıpranmışsınızki inşaALLAH HERŞEY YOLUNA GİRER ailene eşine sımsıkı sarıl yaraların için en iyi ilaç bu olsa gerek gençler mutlu olsun inş.abinede acil şifalar kendine çok iyi bak allahumme meassabiriyn(allah sabredenelerle bereberdir) selam ve dua ile iyi tatiller tadını çıkar çok hakettin şu zor günlerde gönül yorgunlugu geçermi beilemiom ama..

Hatice ve şekerkızı Nisanur dedi ki...

ne acılar atlatmışsın allah sabrınıda veriyor çok şükür,anne olmayınca baba evide kalmıyor demekki.abininde daha iyi haberlerini alıcaz inşallah.tatilinin keyfini çıkar kimseleri takma kafaya.
kendine iyi bak sevgiler

yasenin dedi ki...

çok geçmiş olsun RAbbim abine acil şifalar versin.sende kendini densiz insanlar yüzünden üzmeyesin tamammı. yeni evlileride Rabbim bir yastıkta kocatsın mutluluklar diliyorum.sevgiler

çise ve annesi... dedi ki...

GEÇMİŞ OLSUN KÖTÜ GÜNLER GERİDE KALSIN GÜZEL GÜNLER SİZİNLE OLSUN....

kubra zeynep kara dedi ki...

aslında içiniz yaralı olduğu için hep birşeyler yaralamış sizi.
hani dostun attığı gül bile yaralarmış ya insanı onun gibi.
Rabbim başka acılar yaşatmasın

Metehanın annesi Şirin dedi ki...

canım benim allah başka acılar vermesin...
fotolar harika maşallah..

sevgiler

уαѕємin... dedi ki...

Yaşadığın tüm acılar bunlarla birlikte son bulsun hayatım ..

Allahım sabır versin..